Duyanlar için Gazze’de büyük çığlıklar yükseliyor. Büyük bir vahşet yaşanıyor. “Filistin” diye diye iktidara gelenlere olan nefret yüzünden sanki “Gazze” desek AKP’li olacağız. Oysa Gazze’yi yakan bunlar.
İbrahim’i yakacak ateşe odun taşıdıkları halde, algıyla kendini su taşıyan sınıfta gösterenlerin yatacak yerleri yoktur. Deccalizm bu olsa gerek. Bir elinde ateş, bir elinde su…“Suyu gösterip, ateşler yakacak, yakılmış ateşlere odunlar taşıyacak ancak herkes o’nun ateşe su döktüğünü sanacak…”
Hey gidi Haydar Hoca, bugün olsa da gürleseydi… Yaşasaydı olanlar için kim bilir neler söylerdi.
“Benim gördüklerimi sizler görseniz, sabahlara kadar uyumaz, hıçkıra hıçkıra ağlarsınız…” demişti. Urfa’dan seslenmişti, FETÖ’nün yaktığı “Dinlerarası Diyalog” fitnesine karşı “korkmaz İbrahim olan Nemrut’un ateşinden!” diyerek haykırmıştı. Yıl, 2oo0…
Korkmamıştı.
Herkes “Hocafendi!” çekerken, “Hizmet Hareketi” derken, Haydar Baş Hoca “Deccal Hareketi” demişti.
Kime?
Ilımlı İslam’ın “misyon” şefine… “Papalık konseyi misyonunun parçası”na… Papa’ya verilen o mektupta “Hatay, Kudüs ve Urfa” vardı. İstanbul da vardı unutmayalım…
‘Siyasal İslam’ın şer bakanına ne demişti:
“Zalimle parçalar, gelip mazlumla ağlarsın! Senin yatacak yerin yok. İsrail pilotları Konya’da eğitim aldılar. Sen eğitim anlaşması yapmasaydın, Filistinli, belki ayağından vurulacaktı ama senin sayende şimdi alnından vurulacak!”
Gazze Filistin’in alnıdır, vuruluyor mu?
Vuruluyor.
Bugün bu zulüm karşısında miting düzenlemek dışında bir şey yapmayan yetiştirdikleri “Milli görüş okulunun kaçkınları” dedikleri, Kürecik’ten İsrail’e koruma sağlamaya devam ediyorlar. İncirlik’ten destek vermeye devam ediyorlar.
Barzani petrolünü, “jet katı” olarak İsrail’e aktarmaya devam ediyorlar. Mehmetçik Gazze’ye gitmeden, çöle çekilmeden de yapılacaklar var. “Filistin kardeşimiz değil” diyenler, Filistinliler insanlık ailesinden de mi kardeşiniz değiller?
Netanyahu, “onlar insan değil” dedi, sizlerde mi böyle düşünüyorsunuz Hazar’a Yahudileri! “Türkçülük” adına saçmalıklarınız yeterli değil mi? Hiç olmazsa Ukrayna yanında durduğunuz kadar da mı duramazsınız?
Sizin gibi “Türk” olmaz olsun!
Türk görünümlü Yahudiler!
Yahudi olmak suç değil…
Sizler insan değilsiniz ki, Türk olacaksınız!
Atatürk’ün ufkundan zerre nasipleri yok. Atatürk, önce kendi ülkesini kurtardı sonra da, diğer Müslümanların ve hatta milletlerin egemenliklerini kazanmaları için, uğraş vermiş uygar ve de Müslüman bir Türk’tür. Libya’da gözünü kaybetti.
İsrail etkisinden uzak duygularla Gazze’de yaşam mücadelesi veren, vatan müdafaası yapan, o insanlara kalplerimizle ve ruhumuzla, dualarımızla, destek olmak, bizlerin imanlarını korumaları açısından son derece önemlidir. Dualarımız bizleri, doğru safta tutar. “Görülen kötülüğün elle engellenmesi, dille engellenmesi, yapılamıyorsa, kalp ile buğz etmek, imanın en zayıfıdır...”ölçüsünce, ifade edelim. Artı zulme uğrayanların, sessiz kalan bizler için yaptıkları beddualarından korunmuş oluruz. Mazlumun ahı, indirir şahı!
Hz. Hüseyin, yakınlarından geçen kafileye “bana katılmıyorsanız, yaşanacakları duymayacak kadar uzakta konaklayın aksi halde duyduğunuz halde, yardıma gelmediğiniz için helak olursunuz”. Ölüme giderken bile Müslüman’ın ahiretini dert eden, o büyük imam, sana selam olsun…
Kısacası bizler de yeri göğü inleten vahşet karşısında, Türk ve Müslüman olmayanlardan etkilenip de, insanlığımızı kaybetmeyelim derim.
İran yönetimi sahip çıkmadı şaşırtmadı ancak Hizbullah, ilk defa şaşırttı. 2006’da İsrail’i yenmişti ama Gazze karşısındaki eylemsizlikle Hizbullah yenildi, kim ne derse desin. İran’a uyarak, mazlumların yanında olmadı. İran, taraf olmama karşılığında, ABD’de rehinli tutulan parasından 10 milyar dolarlık bir dilimime kavuştu.
Hizbullah ne elde etti?
Vebalde kaldılar. Kendilerine güvenenleri yarı yolda bıraktılar. Oturdukları yerde, sadece cuma videoları çektiler, yazık ettiler, kendilerine. Dava giderse, teşkilat da gider, bunu unutmayın. Davasını satanların teşkilatları da dağılır. Net konuşuyorum!
İşte, Haydar Hoca bugün yaşasaydı, bunu sorardı. Tıpkı Türkiye’dekileri uyardığı gibi bölge Müslümanlarını da uyarırdı. Haydar Baş, Türk ve Müslüman âleminin, kalbiydi. Acılarını hisseder, yaşar ve etrafına yaşatırdı. Onlara esecek kötü rüzgârları önceden görüp, uyarırdı.
Bugün herkes, Prof. Dr. Haydar Baş’ın son 30 yılda konuştuğu, Büyük İsrail’i konuşuyor. BOP’u konuşuyor. Konya semalarında eğitilen İsrail uçaklarını konuşuyor. Demek ki vaktinde dinlenilse, uyarılarına kulak verilseydi, bugün yaşananlar yaşanmazdı.
Ilımlı İslam, Siyasal İslam, bu ülkede İslam’ı bitirdi. Ahlakı ve de imanı götürdü. Haydar Baş’ın, “Ehl-i Beyt İslam” diye Müslümanların önüne çıkardığı cadde, Allah’ın İslam’ıdır. Amerikan’ın, İngiltere’nin İslam’ına karsı Allah’ın İslam’ını haykırdı. Bu cadde de Hünkar Hacıbektaş’lar, Abdal Musa’lar, Yunus’lar, Tabduk Emreler, Ahi Evran’lar yürüdüler.
‘Osmanlı’ diye çevirdikleri filmlerle ülkemiz elden çıktı. Göçlerle, “millet çeşitliliği” sağlandı. Atatürk’ün Türkiye’sine geri getirmezsek eğer, bugün Gazze, yarın Hatay ve Urfa bombalanacak. “İlk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” komutu, hala geçerliliğini koruyor. Bu komutu her bir Türk alıp, gözünü açık tutmak zorunda…
