Farklı şeyler konuşalım bugün

Eskiden gayrimüslim olan vatandaşlar, ramazan ayı geldiğinde, Müslümanlar oruç diye, çok dikkat ederlerdi. Açıktan yemek ve içmek konusunda, büyüklerinden aldıkları öğütlere riayet ederlerdi. Mesela Ermeni bir aile tanırdım, çok saygılılardı, özellikle yaşlıları. Halen gayrimüslimlerin, o saygıya sahip olduklarını düşünüyorum.

Şimdi Ermenilerin gösterdiği bu saygıyı, ‘bizim’ başörtülü kızlar göstermiyorlar.

İnanın böyle!

İftara yakın, biraz yürüyüş yapayım dedim, çarşıya çıktım. Başörtülü hanımlar oturmuş, yoldan gelip geçenin suratına sigara üflüyorlar. Başlarındaki örtüden değil, insanlığından bile utanmıyorlar. ‘Başörtülü bacım’ bir Ermeni’nin sahip olduğu saygıya sahip değil. Genelleme yapmıyorum, yanlış anlaşılmasın.

Oruçtan, İslam’dan, intikam alır gibi bu tavır neyin nesi. Tamam, hanımlar özel durumlarda oruç tutmazlar. Analarımız da birer hanım idiler neden hiç anlamazdık, oruç tutmadıklarını. Başörtüsü, üniversitelerde serbest oldu ve bunun üzerinde birileri iktidar oldu. Örtüyü kazanırken, neyi kaybettik acaba hacılar?

Gelinen bu noktada, başörtüsünün birileri için ‘siyasi simge’ olduğu sanırım anlaşılmıştır. “Bir bez parçasından” ibaret olduğunun resmi değil mi, kafelerde sigara üflemek. Veya  “Alkolsüz şampanya” patlatmak… Daha nice söylemeye utandığım icraatlarından, bahsetmiyorum bile…

Satırları okurken sakın, hanımların kıyafetleri üzerinden, hanımları eleştirdiğim kanısına varılmasın. Genç hanımlar böyle de genç beyler farklı mı? Asla. Onların durumları da içler acısı. Bana bir arkadaşım “oğlum-kızım oruç tutmuyorlar ve bir baba olarak buna çok üzülüyorum” diye dert yandı.

Hepimiz her şeyi görüyoruz. Siyasal İslam, var olan İslam’ı da alıp götürdü. En başta, ahlakı götürdü. Utanma duygusunu yok etti. Ülkenin bütün kaleleri düştü. Ahlak ve inanç kalesi de düştü. Düşen her kale, yeniden onarılır belki ama ahlak kalesi düşerse, insan düşerse, onarmak zordur, belki de imkânsızdır.

İnsan düşerse, her şey düşer.

İnsan çürürse, her şey çürür.

Siyasal İslam, sisteme çarparak büyüdü. Laiklik ile çatışarak, geldiler bu güne. Laiklik, ahlaklı olmaya engel değildi. Laiklik, dindar olmaya hiçbir zaman engel değildi. Siyasal İslam yönetime gelmeden, halk daha dindardı ve daha ahlaklıydı. Hırsızlıkta, yolsuzluktan, edepsizlikten rahatsızdı. Şimdi şikayetçi değil. Değişti ve dönüştü.

Peki, çözüm ne?

Bir Müslüman Türk olarak, Siyasal İslam yıkımına karşı, ibadet İslam’ına döneceğiz. Ahlak İslam’ına, adalet İslam’ına döneceğiz. Halk, bunların yüzünden İslam’dan nefret etti. Bunların arka bahçeleri olan “cemaatler-tarikatlar” yüzünden ibadetten soğudular.

Oruç tutmayı, namaz kılmayı küçümser hale geldi gençlerimiz. Hep söylediğimi, tekrar edeyim: Bunların İslam’a verdikleri zararı, haçlılar veremediler.

Prof. Dr. Haydar Baş, 1992 yılında “bunlar İslam’a en büyük zararı, iktidar olduklarında verecekler” demişti. Dediği her şey çıktı. Yaşıyoruz…

Baş Hoca, yanan bir ormanda ağaç kurtarmaya çalışmak ne ise Siyasal İslam ateşinden, insanlar kurtardı. Çevresini  adeta bir fanus içinde, ibadetle korumaya çalıştı. Yanan ağaç köklerine su verir gibi ruh köklerimizi, maneviyatla suladı, diri tuttu. Minnettarız, ruhu şad olsun.

Şimdi genç kardeşlerime hitap etmek istiyorum. 56 yaşında bir ağabeyleri, eğitimci olduğum için bir öğretmenleri olarak kabul etmelerini rica ederek hitap ediyorum:

Gençler!

Hepinizin elinde bir cep telefonu var. Bu cep telefonlarının birer yazılımı var. Fabrika ayarları var. Telefonun güncellenmesi var. Kul icadı elektronik bir eşya iken böyle… Eşrefi mahluk olan, insan için ne var peki?

İnsanın da fabrika ayarları ve de yazılımı var. İnsanın da, güncellenmeye ihtiyacı var.

İnsanın fabrika ayarları var ve bu fıtratıdır. İnsanın yazılımı var ve bu Allah’ın kitabı Kuran’dır. İnsanın güncellenmesi var, bu da ibadettir. İbadet deyip geçmeyelim. Yapmazsan, güncellenmen söz konusu değil. Yazılıma aykırı yaşarsan, kitlenirsin. Fıtrat, helal ile korunur.  Haram fıtratı bozar. Haramların artması, fabrika ayarlarını yok eder. İnsan ayarsız olamaz.

Sizler genç ve zekisiniz, anlamışsınızdır anlattıklarımı. Bu köşede, iman ve insanı konuşmaya devam edeceğiz. Takipte kalmanızı ve de yazdıklarımı paylaşmanızı rica ediyorum. Biz yazarak, sizler yayarak, hizmet ederiz ve edersiniz.

İletişim adresinden sorularınız olursa, beklerim. Buradan yayınlar, birlikte konuşuruz. Selamlar. Gözlerinizden öperim…

 

 

Farklı şeyler konuşalım bugün
Başa dön