Halep’e İsrail girdi. Yeşil ve kırmızı teröristleriyle…
Suriye’nin diğer bölgelerine de, daha önce bu şekilde girmişlerdi. Önce IŞİD girmiş, sonra PKK/PYD, IŞİD’ten devralmıştı. Ad Türkiye’nin oldu. Rusya ile kafa kafaya gelmesi için, Türkiye’nin suçlanma pozisyonuna sokulması, mükemmel bir plan!
Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) tıkır tıkır işliyor. Son birkaç yıldır, her kesimden insanın gündeminde BOP var, Büyük İsrail var. Önemli olan bundan 40 yıl önce, bunları görmek. Yumurta gelmiş dayanmış kapıya, şimdi herkes görür. Herkes söz eder, Büyük Ortadoğu Projesi’nden veya Büyük İsrail’den. Büyük İsrail inşaatı bitti, çatısı bağlanıyor, emeğe geçenleri Allah, bildiği gibi yapsın.
Prof. Dr. Haydar Baş, 80’lerin sonunda, terör değerlendirmeleri yaparken, “Kürt’ün terörle, teröristle işi yoktur. Bu olay, Arz-ı Mev’ut olayıdır. Olayın içine çekilmiş, kullanılmış, doğulu gençlerimiz olabilir ancak olayın aslı, İsrail’i büyütme olayıdır” demişti.
90’lara geldiğimizde “ABD, Ortadoğu’ya yerleşmek istiyor, eğer gelirse bir daha bu bölgeden çıkmaz. Ve Müslüman dünyası kan gölüne döner” değerlendirmelerinde bulunur. Nihayet Saddam’ın Kuveyt’e sokulması ve ABD savaş gemisinin yola çıkmasıyla “işte sözünü ettiğim oluyor, ABD geliyor, Türkiye bu işin karşısında durmalı. Her ne kadar ABD, Saddam için geliyor görünse de, bu geliş Türkiye içindir…” demişti.
Bir insanı, gelişmeler bu kadar mı doğrular?
Ne oldu?
ABD geldi, Bağdat önlerine kadar ve ama Saddam’ı devirmeden geri döndü. Ama projesi, işleyecekti. Bush ile İstanbul’da kan kardeşi gibi dolaşan Özal için Haydar Hoca “ameliyat olurken kanını mı değiştirdiler, bunun” diye serzenişte bulunacaktı etrafına. Özal’ın desteği olmazsa, ABD cesaret edemiyordu. Bunu Bush, “Özal bize cesaret vermişti” diye itiraf etmişti.
Irak’ın Kuzeyi, Bağdat’tan koparıldı. Iraklı Kürtler Türkiye’ye sokuldu. Çekiç Güç bölgeye oturdu. Diyarbakır’dan Kuzey Irak, korunmaya alındı. Kangrenleşmesi için beklenildi. PKK terörü, Çekiç Güç desteği ile zirveye tırmandı. Kuzey Irak’ın devlet olması beklendi ve nihayet, bu bölgenin Irak’tan kopması için Irak tekrar işgal edilir. Bu sefer de ABD’yi Erdoğan cesaretlendirecekti, tıpkı Özal gibi…
Türkiye’nin başına AKP gelir. AKP ile ABD anlaştığı için, Türkiye’deki seçimlere göre her şey ayarlanmış. Seçimler 3 Kasım, ABD 2 Kasım’da yola çıkar. Türkiye çantada keklik ya!
Ancak henüz Türkiye’de devletin kurumları sağlamdı. AKP’nin olağanüstü gayretlerine rağmen, çekimserlerin oyuna takılır “tezkere” ve ABD, 1 Mart’ta dirsek görür. Türkiye’nin üslerini kullanma, ABD askerlerinin topraklarımızda konuşlanmasına “Hayır” der. AKP, tezkereye rağmen ABD’ye gereken desteği verir. İncirlik’ten kalkan uçaklar Irak’ı bombalar ve tam 4 bin 900 küsur sorti yaptığını AKP’li savunma bakanı açıklar.
Buna rağmen ABD, tezkerenin acısını unutmaz, Türk askerinin başına Süleymaniye’de çuval geçirir. O çuval aslında Türk siyasetinin ve de milletinin başına geçmişti. Sonrasında, orduya kumpaslar kurulur, generaller, subaylar, zindanlara atılır. Olup bitenden habersiz halk, Kurtlar Vadisi dizisi izler sadece!
Terör örgütü, sadece “örgüt” olur dizide ve sevimli hale sokulur, ardından açılım gelir. PKK’lılar tanık, askerler sanık olur. Bunlar içerde yaşadığımız BOP’tan gelişmeler.
Irak’tan sonra sıra diğer Müslüman ülkelere gelir. Arap Baharı çıktı. AKP bu işte de “görevler” aldı. Küresel efendilere buradayım diye “4 parmak” birden kaldırdı. İşgal maliyetli olduğu için, işgal yerine “Arap Baharı” tertiplemişlerdi. Mısır Çarşısı’nda eşleriyle “kardeşim Esat” pozları veren AKP başkanı bir anda “Zalim Eset!” demeye başladı.
Suriye’de “ABD Mücahitleri” tekbirlerle Müslüman kanı akıttılar. İki Türk askerini de bu süreçte diri diri yaktılar. Suriye’de bize ait toprağı, terk etti kaçtılar, “IŞİD geliyor!” kılıfıyla. Süleyman Şah bile ellerinden çekti bunların. Ölü diri fark etmiyor, herkes nasibini alıyordu!
Ekranlarda “Halidi-Nakşi-Cübbeli hocalar”, “Türkiye Suriye’ye girmeli, Esat’ı devirmeli” diyorlardı. İslamcılar, cemaatler ve Türkiye dışındaki cihatçılar, hemen hepsi İsrail’e hizmet ettiklerini ya bilmiyorlar ya da bilerek bu topraklara ve inançlarımıza ihanet ediyorlardı.
Halkın olayları görmesi ve uyanması için Prof. Baş “Esat öldüğünde hangi mezarlığa gömülecek, Obama öldüğünde hangi mezarlığa gömülecek, Netanyahu öldüğünde hangi mezarlığa gömülecek?” diye can alıcı bir soru sorar. İl il gezerek, mitinglerle, konferanslarla, haykırdı bu çıkışı. Ne halk duydu, ne yetkililer ne de o “cemaatler”, “sarıklı-cübbeliler” veya İslamcılar.
Haydar Baş’a “alevi oldu” dediler. “Sünnilikten çıktı” dediler. Sanki Sünni olmak, İsrail tarafı olmaktı. Obama, Trup’tan daha Sünisi yoktu o zaman!
Sünni olabilirsiniz ama belki Müslüman olamazsınız! “Nahak yere bir cana kıymak, ebedi cehennemliktir” buyurur, bu dinin peygamberi. Müslüman Alimler Birliği’ni kurdular, Suriye’de Esat’a, Lübnan’da Nasrallah’a düşmandılar. Sebebi, bunların İsrail düşmanı olmalarıydı.
Gel zaman git zaman hepsinin elini sıktılar, bir tek Esat’ın elini sıkmadılar. Esat’ın elini sıksalar, terör de kalmayacak, Suriyeliler de evlerine dönecek. Esat’ın elini sıkmak demek, BOP’un çökmesi demek, bunu ne BOP başkanı, ne yardımcısı ister.
İslamcılar böyleydi de sözüm ona Türkçüler farklı mıydılar?
Ya da sözde Atatürkçüler?
Bütün kaleler, zapt edilmiş artık. Hepsi ABD’nin BOP’una girdiler. Öcalan’ı rahat ettirmenin derdine düştüler. Musul ve Kerkük’ten sonra, Halep de İsrail’in oldu. Böyle olacağı belliydi.
BOP’un önünde en büyük engellerden biri Nasrallah idi, bitti. Suriye korumasız kaldı. İran’ın kolları koptu zaten. Rusya, Ukrayna’da meşgul edildi, Suriye’den çekilmesi için. Rusya’nın Suriye’de ne tepki vereceğini zaman içinde göreceğiz. Ancak Ukrayna’da sıkışan Rusya, ABD ile anlaşıp Suriye’yi terk etmiş de olabilir. Peki ya Rusya, ABD ile Büyük İsrail konusunda anlaşmışlarsa, Türkiye o zaman ne yapacak?
Ukrayna’ya karşılık, Suriye’ye razı gelmişse, Türkiye’yi parçalamada anlaşmışlarsa, ne olacak? Halep’in İsrail’in olduğunu gördüğümüz bir sabah, acaba Hatay’ın veya Diyarbakır’ın ve Urfa’nın da, İsrail’in olduğunu mu göreceğiz? Allah korusun… Kürtler Türklerin elini bırakırsa, sonları Filistin olur, kimse oyuna gelmesin.
İsrail, Türkiye için işte böyle tehdit olur. Suriye’de Esat’ın gitmesini istersen, Lübnan’da Nasrallah’ın ölmesini istersen, gün gelir senin gitmeni veya ölmeni isteyenler olacaktır. Emperyalistlerde merhamet ve vefa olsaydı Şah’a olurdu, Saddam’a olurdu. Adamlar bölgede yeni bir Saddam görmek istiyorlar, farkında değil misiniz? Şah, sığınacak fare deliği kadar yer bulamadı. Kimse şah değil, padişah değil, rüya görmeyelim.
Irak ve Suriye işi tamam, Türkiye ayağını halledecekler. Irak’ta Türkiye’nin kollarına konan, İsrail yavrusunu büyüten iktidar, şimdi de Suriye’de bir İsrail yavrusunu da mı büyütecek? Sonra da, büyüyen Türkiye olacak, öyle mi?
Nal bıyık milliyetçileri, kasılacaklar, “bölge bize bağlandı” filan diyecekler. “Halep bizim oldu, Musul, Kerkük bizim oldu, hatta Irak ve Suriye bizim oldu!” şeklinde yalan baharı ile halk da ikna edilecek. Zaten halkın açlıktan, hiçbir şey düşünecek hali yok.
Böyle “vatansever liderler”, “başbuğlar”, “bilgeler”, böylesi “Müslüman” adamlar, endişe etmiyorlarsa biz niye edelim, algısı verilecek. “Don koklama” sadece salya sümük familyasında olmuyor, parti başkanlarının da donları koklanıyor ama kimse bunları mevzu etmiyor. “Liderim” çekiliyor, Apo’ya gidene de, Fetö’ye gidene de, NATO’ya gidene de…
BOP’u Misak-ı Milli sosuyla yediriyorlar avama!
Ülkenin kurtuluşu, milletin uyanmasına bağlı. Büyük İsrail kurulurken, büyük Türkiye naraları atılıyor. Yeniden milli mücadele süreci başladı. Mustafa Kemal’den başka, milli mücadele liderin yoktur, bunu böyle bil!
