Kıymetli okurlarım, yazarların gelişmeleri dikkatli izleme gibi bir alışkanlıkları vardır. Küresel hesapları ve emperyalist planları bilenler, bu gelişmeleri gördükçe uykuları kaçar. Yazsa olmaz, yazmasa olmaz. Yazsa olmaz, çünkü dinleyen yok. Yazmasa olmaz, yürek yakan mesuliyet duygusu, öldürür.
İsrail’i büyük İsrail yapmak üzere Irak’ın işgali ile başlayan süreç 21 yılı geride bıraktı. Devletler için 20 yıl, 20 gün hükmündedir. Irak içinde, İsrail’e monte edilmeyi bekleyen bir “parça”, hazır… Suriye içinde, İsrail’e monte edilmeyi bekleyen bir “parça” da, hazır. Tüm bunlar, bu kadar sürede gerçekleşti. Türkiye ise “normalleşme” adı altında ikinci bir açılım ihaneti ve de “ilk 4 madde”nin kaldırılması ile hazır edilecektir.
Kudüs, Türklerin kontrolünden çıktığı 1917’den tam 100 sonra, 2017’de İsrail’in başkenti ilan edildi. Elimizden çıktığında, İsrail yoktu. Türklerin elinden çıktıktan sonra, Arap’ın elinde kalmayan Kudüs gibi Türklerin elinden çıktıktan sonra Kürtlerin elinde kalmayacak Diyarbakır’ı düşünün derim!
Bölgede iki tane devlet kaldı. Biri Türkiye, diğeri ise İran… İran, içindeki Kürtler ve de Türkler kullanılarak parçalanmak isteniyor. Türkiye de, içindeki Kürtler kullanılarak, bölünmek isteniyor. Netanyahu, Kürtlere selam verdi bile!
İran’ın yeni seçilmiş Türk kökenli başbakanı Pezişkiyan, “Kürtleri, Türkleri ayırırsak, ortada İran diye bir devlet kalmaz” dedi. Adam gerçeği söyledi. Ülkenin başına bir Türk getirerek akıllılık eden İran, stratejide hata yaptığı için, taktikte yaptığı bu doğruyla, çok bir şey elde edemez.
Belgesel izlemeyi seven bir insan olarak ifade edeyim ki, Müslüman dünyası kurtlar sofrasında. Türkiye ve İran’ın durumu da, çok kötü… Bugün ayakta gibi görünen bu devletlerin, içleri oldukça sıkıntılıdır.
İran ve Türkiye birleşse, çok sorunların üstesinden gelebilir. Şii-Sünni savaş tezgâhı çöker. Birleşmekten kastım, stratejik birliktelikler. Atatürk’ün kurduğu Sadabat Pakt’ı, ışık olabilir. Mezhepçi politikalar, ABD’nin küresel planlarına hizmet eder. Büyük İsrail’e, gübre vazifesi görür.
Büyük İsrail için, Türkiye mi öncelikli, İran mı derseniz, bence bu çok önemli değil artık. İran dağılsın Türkiye, dağılır. Türkiye dağılsın, İran dağılır. Bu kadar, kaderleri birbirine bağlı…
Üzülerek ifade edelim ki, Türkiye’nin durumu İran’dan daha kötü.
İran, Türkiye’ye göre çok daha iyi durumda. İran’ın içinde bir tane ABD üssü bulamazsınız ama Türkiye’nin her yerinde ABD üsleri mevcut. ABD, NATO kılıfıyla Türkiye’nin kılcal damalarında dolaşır. Türkiye’nin siyaseti, ne yazık ki teslim alınmış durumda.
Önceki yazımızda “BOP’un önünde önemli engellerden birisi Hasan Nasrallah idi, bu engel aşıldı. Kaldı tek engel o da, Türkiye anayasasının ilk 4 maddesi” demiştik. İşte, bu engel de aşıldı., sayın seyirciler!
Türkiye, bir yerel seçim yapmış, CHP’ye birinci parti görevi vermişti. CHP’nin, “Özel” genel başkanı Özgür, vatandaşın kendine verdiği göreve ihanet ederek eline, “normalleşme” sazı aldı.
Oysa yapması gereken, erken seçim isteyerek, AKP’yi iktidardan indirmekti. Bunu yapmadı, Erdoğan’ı ayakta karşılıyor ve de alkışlıyor. Yeni CHP olacağız dediler, ak CHP oldular!
Özgür Özel, bunu kim için yaptı?
Normalleşmek için AKP’nin 22 yıllık iktidarının sonra ermesi gerekiyordu hâlbuki. Bu söz konusu “normalleşme” kim içindi?
Devlet Bahçeli, DEM’lilerle el sıkıştı ve bunu kendilerinden “CB Erdoğan’ın istediğini” söyledi. Ne oldu bunlara diyesi geliyor insanın değil mi? Devlet Bahçeli, Sinan Ateş’in yaşlı anasıyla veya gözü yaşlı kardeşleriyle tokalaşmadı ama DEM’lilerle tokalaştı.
Normal mi?
“normalleşme” bunu gerektiriyor!
Olay şöyle okunmalı;
Küresel proje BOP önündeki “ilk 4 madde” engeli, bu üç partinin ve diğer iki Kürtçü partinin desteği ile kaldırılacak. Bunun yerine “Türkiyelilik” getirilecek.
Atatürk’ün kurduğu ÜNİTER DEVLET 2010 referandumu ile darbe almış, devleti koruyan zırh delinmiş Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifadesiyle “Türkiye demokratik krallığa dönüşmüştür”
Şimdi olan ise “yeni anayasa” ile Türkiye’nin ÜNİTER DEVLET yapısına son vermek. Bunu da “PKK silah bırakıyor” yalanı ve de “Türkiye’nin sınırları genişliyor” sosuyla halka yedirecekler.
Parti genel başkanları, çeşitli şantajlarla, bu işe razı edildiler. AKP ile MHP anlaştı. MHP, ilişkilendirildiği Sinan Ateş dosyasından kurtulacak. Buna karşılık, elinde tuttuğu bir “ceza dairesi başkanlığını” verdi. Özgür Özel de, “Manisa” dedikodularından kurtuluyor.
Basiretsizliklerinin sonucu olarak muhatap kaldıkları şantajlar, ülkenin milli güvenlik sorunu haline geldi. Ülke, şantajlarla yönetiliyor. İlk 4 madde kalktığı gün, Türkiye bölünmüştür. Türkiye bölündüğü an, Büyük İsrail kurulmuştur. Osmanlı yıkıldıktan sonra İsrail kuruldu. Türkiye yıkılınca, Büyük İsrail kurulacak.
Kim derdi İslamcıların ve ülkücülerin omuzlarında Büyük İsrail inşaatı yükselecek.
Türk gidecek, Türkiyelilik gelecek!
“Normalleşme” dedikleri, bu millet için değil. Küresel Proje, BOP veya Büyük İsrail için. Parçalanıp, bölünme sürecine, yeni açılım sürecine “normalleşme” diyorlar.
Olan, Köfteci Yusuf’a oldu!
Köfteyi konuştuğu kadar, ülkeyi konuşmadı bu halk. Domuz etinin “kasaplık et” yapılmasına itiraz etmeyenler, köftede çıkan domuza tepki veriyorlar. Her şeyimiz tiyatro.
Köftede çıkan domuz mu, siyasi domuzluk mu?
Siyasi domuzluğu örtmek için, köftedeki domuz tartıştırılıyor. Ellerinde raporu bekletti, sakladılar şimdi ortaya çıkardılar. Kişi veya kurumlar değil, söz ettiğim küresel projedir.
Siyasi domuzlukla Türkiye, Yugoslavya oluyor!
