Türk giderse her şey gider!

Ülkeden konuşacak çok bir şey kalmadı. İntiharı seçmiş bir milleti ve de zerresine bile hasret kaldığımız bir Akl-ı Devleti olmayan bir ülke için ne desek boş. Akif’in “kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” dediği topluluklar, bugün sürüler halinde ülkeme giriş yapıyorlar.

Dün İngiliz gemisiyle geliyorlardı, bugün AB ve ABD anlaşmalarıyla geliyorlar. Dün hiç olmazsa, Çanakkale cephesine geliyorlardı, “geldikleri gibi giderler” inancı vardı. Bugün ise geri kabul anlaşmalarıyla geliyorlar ve asla gitmeyecekler. Dün İngilizler getiriyordu, bugün AKP getiriyor. “Cumhur İttifakı” yönetimi getiriyor.

Öyle bir anlaşma yaptılar ki;

Ülkemiz çerçöp doldu.

Memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet dalalet” değil artık direk “ihanet” içinde bulunuyorlar. “Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle” sadece “tevhit” etmemiş, “müstevlilerin” direk “uşağı” olmuşlar.

Millet farkruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş” olmaktan da öte adeta tükenmiştir. Büyük İsrail’e alan açmak için Suriyeliler getirildi. Suriye’nin Kuzeyi boşaltıldı. Bunların, Müslümanlara acımaları söz konusu değil. Kendi milletine acımayanlar kimselere acımazlar. Gazze’deki Filistinlileri de Türkiye’ye getirmek için, bu kadar bağırıyor çağırıyorlar.

“Büyük Ortadoğu Projesi’nde aldığımız görevler var”  diyenler, bir inşaat projesinden bahsetmiyorlar elbette. “Görevlerini” yapıyorlar. Irak’ın Kuzeyi tamam Büyük İsrail için, Suriye’nin Kuzeyi için neler yaptılar, görüyorsunuz. Netanyahu’nun oğlu “Kürdistan” diye harita gösteriyor. Ne var haritada derseniz; iktidarın oluşumuna sebep olduğu, “görev” aldığı iki adet “kuzey”e, Türkiye’nin güneydoğusu da eklenmiş halde.

Her şey göz önünde ama Erdoğan iyi Kur’an okuyor!

Her şey göz önünde ama Erdoğan “Van Mınıt” dedi!

Her şey göz önünde ama Erdoğan “Ey İsrail!” dedi!

İstedikleri “millet çeşitliliği” tamamlandığında, 1915 Ermenileri “Suriyeli” kılıfıyla “vatandaş” olduktan sonra, “ilk üç madde” kaldırıldığında, al sana Yugoslavya olmuş bir Türkiye ve  parçalanmamız sadece bir “maça” bağlı. İki takımın maçından sonra, yapılacak bir kavgaya işi tamamlar. Denemeleri yapıldı bile…

“Etki Ajanlığı Yasası”  diye yasa çıkarmak için ülkede BOP’tan bir yönetim olmalı. İstila, askerle değil de göçlerle yapılırken, karşı sesleri susturmak gerekecek, bunları da “etki ajanlığı” suçlamasıyla, baskı altına almak gerekecek. Türkiye, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Devlet Bahçeli bile “Türkiye Milleti” dedikten sonra, bu iş bitmiştir.

Herkes ülkesinde kalsın demek, neden yabancı düşmanlığı olsun. Müslüman da olsa bu fark etmez. Yani Müslüman diye gelip ülkeme mi yerleşecek. Peki, hepimiz Müslümanız o zaman gidip Mekke’ye, Medine’ye, yerleşelim, olur mu?

Bu ne Müslümanlık, ne de Türklük, bu düpedüz hainliktir. Bu düpedüz ihanettir. Bu Sevr’dir, parçalanma ve bölünmedir. Yarın bir gün, şu kadar Arap var, Kürt var, bilmem ne var, sen bu ülkeye “Türkiye” diyemezsin diyecekler. Anayasa’dan “Türk” ifadesini çıkaranlar, ülkenin adının Türkiye olarak kalmasına müsaade mi edecekler sanıyorsunuz!

Türk giderse, her şey gider!

600 yıldan sonra ancak yüz yıldır kendimize “Türk milleti” diyebiliyoruz. Bunu da, oyunlarla elimizden almaya kalkmak, siyaset değil, ihanettir. Nedense bu konuları yazınca veya konuşunca, Emin Gürses’i hatırlıyorum!

Neyse!

Bundan tam 24 yıl önce, 2000 yılında, Urfa’da, Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle diyecekti: Görüyor ve seyrediyorum ki, Nemrut’un ateşinde yanan bir Türkiye var. Korkmaz İbrahim olan Nemrut’un ateşinden…”

Her şeyi çok önceden gören adam, sana selam olsun!

Evet, İbrahim olan, hiçbir ateşten korkmaz.

Korkmuyoruz!

Korkmayacağız!

Bizim milli marşımız “korkma!” diye başlar. “Boğulmaz imana” sahip olan, hiçbir şeyden korkmaz. Atatürk korkmadığı için, bizlere “korkma” diye başlayan bir marş, hediye etti.

Selam olsun Atatürk’e!

Ne Mutlu Türk’üm Diyene…

Türk giderse her şey gider!
Başa dön