Ukrayna’da yaşananları, Ukrayna-Rusya arasında bir savaş olarak görmek çok yanlış olur.
Batı ile Doğu yahut ABD ile Rusya arasında, planlı bir savaş olduğunu ve ama en fazla AB’nin Rusya’ya karşı kullanıldığı çok açık.
Ukrayna diye bir ülke kalmadı sonuçta. Rusya alacağını aldı. Trump, ‘Rusya aldığı yerlerde çıkmaz, çok bedel ödedi’ diyerek, bir anlamda Putin ile anlaştığını deklare etti.
Ardından, “Ukrayna madenleri de benim” dedi. Komedyen Zelensky “hık-mık” ederken canlı yayında yerin dibine soktu. Ve sonuçta Ukrayna bir anlaşmaya razı edilip, “nadir elementler” de, ABD’nin oldu.
Her şey planlı ve hiçbir şey ABD için bilinmez değildi. ABD’nin ipiyle Ukrayna, indiği kuyuda kaldı. İnsan gücünü, büyük ölçüde kaybetti. Bırakın savaşacak asker bulmayı, tarımda çalışacak nüfus bile bulmada zorlanır oldu. Kadınlar askere alındılar. Bu da doğum oranlarının dibe vurması demektir.
Rusya’nın kayıpları Türkiye’de abartıldığı gibi değil asla. Rusya, muhtemel bir dünya savaşına hazırlık yaptığı için, eski Sovyet dönemi silahlarını depolardan eritti. Rusya içinde halkların çocuklarını ve özellikle Türk çocuklarını Ukrayna’da kırıma uğrattı. Rusya, gücünden bir şey kaybetmedi.
NATO’ya alacağız vaadiyle bir ülke, Batı-Rusya savaş denemesine sahne oldu. Bunun böyle olacağını Ukrayna’da hiç mi gören olmadı, diye düşünebiliriz. Fakat artık bir önemi yok. Olan Ukrayna’ya ve halkına oldu.
Ukrayna, ABD-Rusya savaşına sahne oldu, bu hale geldi. Her horoz kendi çöplüğünde öter. Ukrayna hem Rusya’nın hem de Batı’nın ortak çöplüğüydü diyebiliriz.
ABD-Rusya karşılıklı olarak, birbirlerinin çöplüğünü gözetirler. Gözetmek zorunda kalırlar.
Rusya-Türkiye yakınlaşması söz konusu olduğunda, ABD bundan oldukça rahatsız olmuş, canlı yayında Rusya elçisini öldürtmüştü hatırlayalım.
Rusya, mesajı almış, bu olayda Türkiye’yi sorumlu tutmamıştı. Yine de Türkiye zor durumda kalmış, FETÖ’cülerin ne kadar tehlikeli ve ama ABD için kullanışlı olduklarını, bir de bu olay ile yaşamıştık.
Türkiye üzerinde ABD-Rusya çekişmesi yaşanmaz şu süreçte çünkü Türkiye, ABD’nin çöplüğü olmuş durumda. Ancak Türkiye üzerinde ABD-İngiltere çekişmesi yaşanır, yaşanıyor. Saraçhane, Türkiye’nin Ukrayna’sı denebilir.
Aktörlerden irinin arkasında ABD var, diğerinin arkasında İngiltere var.
Bu kavganın iki ucu da temiz değil. Bu kavga Türk milletinin kavgası değil. Birbirinin aynı iki klik ile milleti bölerek, ileride başka planlara zemin teşkil edecek şekilde, taşlar dizildi
Diplomasız bir insan, ülkeyi çeyrek asırdır yönetirken, üniversite diploması gerekmeyen belediye başkanlığından diplomasını iptal edilerek görevden alıyor ve çeşitli suçlamalarla hapse atıyor.
ABD-İngiltere, Türkiye’yi yönetme konusunda anlaşmıştı geçmişte, Gül CB olmuş, Erdoğan başbakan olmuştu. Sonra, Gül gitti, Erdoğan CB oldu ama başbakanlık da sona erdi Türkiye’de rejim değişti. ABD, Türkiye’yi tek başına yönetiyor.
Bu da İngiltere’yi İmamoğlu üzerinden harekete geçirdi. Sonunda, operasyon yedi. Bütün bu gelişmelerin Trump’ın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesi sonrasına denk gelmesi, tesadüf değil.
Anlayacağınız, ABD-İngiltere çekişmesi bizi kavga ettiriyor. Trump’ın “Türkiye’de iyi şeyler olacak” sözü, Türkiye için çok kötü şeyler yolda demektir.
Ama her şeyin Türkiye’nin üniter yapısı ve de Anayasa’nın malum maddeleri ile ilgili olduğu kesin…
Türkiye’yi yerken, paylaşamıyorlar. Türkiye’yi parçalarken, anlaşamıyorlar!
Halk fakru zaruret içinde, harap ve bitap durumda, içinde bağımsızlığın ve kurtuluşun olmadığı, bir kavganın taraftarı olmaya zorlanıyor.
Bu dehlizden çıkış, ancak ve ancak
Atatürk’e ve cumhuriyete sarılmakla mümkün.